Intervistë me ambasadorin e Turqisë në Kosovë: Sabri Tunç Angılı
Intervistoi: Fatijona Bajraj
F.Bajraj: Si i vlerësoni marrëdhëniet aktuale ndërmjet Kosovës dhe Turqisë?
(Kosova ile Türkiye arasındaki mevcut ilişkileri nasıl değerlendiriyorsunuz?)
S.Angılı: Kosova ile Türkiye arasındaki mevcut ilişkileri mükemmel olarak değerlendiriyorum çünkü hem devletler arası ilişkilerimiz çok iyi seviyede, çünkü Türkiye, kosova’yı 2008’de bağımsızlığını ilan ettikten sonra ilk tanıyan ülke hem toplumlar arası ilişkilerimiz çok iyi düzeyde. Siz zaten bunun bir örneklerinden birisiniz. Türkiye’de çok geniş bir kosova. Diasporası var, kosova’da hem Türkler yaşıyor ama aynı zamanda bizim kardeşimiz olarak gördüğümüz arnavutlar ve boşnaklarda yaşıyor.
Dolayısıyla toplumlar arası daha çok kuvvetli ve aynı zamanda özellikle son senede ekonomik ilişkilerimizde çok hızlı bir şekilde ilerledi. 500 milyon avronun üzerinde Türk yatırımı var, kosova’da koson’da en büyük ticaret ortağı Türkiye, bunlar bir araya gelince ilişkilerimizi bence mükemmel olarak nitelendirebiliriz.
(I vlerësoj marrëdhëniet aktuale ndërmjet Kosovës dhe Turqisë si të shkëlqyera, sepse marrëdhëniet ndërmjet shteteve tona janë në një nivel shumë të mirë, ashtu edhe marrëdhëniet ndërmjet shoqërive tona janë në një nivel të lartë. Turqia ishte një nga vendet e para që e njohu pavarësinë e Kosovës pas shpalljes më 2008 dhe kjo tregon për mbështetjen e fortë që ka ofruar.
Ju vetë jeni një shembull i kësaj. Në Turqi ekziston një diasporë shumë e gjerë nga Kosova, ndërsa në Kosovë jetojnë jo vetëm turq, por edhe shqiptarë dhe boshnjakë të cilët i konsiderojmë si vëllezërit tanë. Për rrjedhojë marrëdhëniet ndërshoqërore janë shumë të fuqishme dhe veçanërisht vitet e fundit kemi pasur një përparim të shpejtë edhe në marrëdhëniet ekonomike. Në Kosovë ka investime turke që tejkalojnë shumën prej 5 milionë eurosh dhe Turqia është partneri më i madh tregtar i Kosovës. Të gjitha këto fakte së bashku më bëjnë të besoj se marrëdhëniet tona mund t’i cilësojmë si të shkëlqyera.)
F.Bajraj: Cilat janë prioritetet kryesore të Ambasadës së Turqisë në Kosovë për vitin 2025?
(Türkiye’nin Kosova Büyükelçiliği’nin 2025 yılı için başlıca öncelikleri nelerdir?)
S.Angılı: İlk olarak 2025 yılı önceliklerimiz olarak bu ekonomik ilişkilerimizi artık kurumsal bir hale getirmek. Geçtiğimiz sene kosovalı ticaret bakanı Rozeta Hajdari 4 Haziran’da Türkiye’yi ziyaret ederek ortak bir ekonomi komitesi kurulmasına dair bizim ticaret bakımımızla bir anlaşma imzaladık. Aynı zamanda ilk kez Türkiye Kosova ilişkileri tarihinde Türkiye kosova ekonomi forumu’nu yaptık, İstanbul’daki gibi geçtiğimiz sene başbakan alvin kurti ve pek çok bakan katıldı.
Türkiye tarafından da genel ticaret bakanı Ömer Polat katıldı. Şimdi bu sene bu oluşan hukuki çerçeve temelinde somut işbirliklerimizi, iki tarafında üzerinde uzlaşacağı bir şekilde belirleyip artık somut çalışmalara geçme vaktindeyiz. Bunlar ne mesela bir tanesi Kosova’da Türkiye Kosova hükümetlerinin ortaklığıyla bir serbest bölge veya özel ekonomi bölgesi oluşturulması.
Bunun yeri priştine civarında da olabilir, başka bir yerde de olabilir. Böyle iki hükümetin destekleyeceği Türkiye’den buraya gelen yatırımcıların burada yatırım, üretim ve ihracat yapabileceği bir bölge oluşturmak birinci şey bu ekonomik ilişkilerde ikinci hedefimiz. Bence kosova açısından çok çok önemli bir şey var.
2030 yılında Kosova Akdeniz oyunlarını düzenleme. İçin seçildi biliyorsunuz siz de peşine seçildi ama kosova gelirde de yapılabilecek bu oylamada Türkiye çok aktif destek verdi. Kosova’ya ve tarihte ilk kez denize kıyısı olmayan bir ülkede Akdeniz oyunları düzenlenecek.
Arnavutluk ortak bu projeyi üstlendi, bu işte de gerçekleştirecek. Bu niye önemli bir kere kosova bana sorduktan sonraki en büyük uluslararası Ee etkinlik olacak bu, kosova’nın tanınması için çok önemli bir fırsat sağlayacak. Aynı zamanda bu tip olaylar, ülkenin veya şehrin altyapısının yenilenmesi için de büyük bir fırsattır.
Mesela Akdeniz oyunları 2013 yılında Mersin’de de yapılmıştı, Türkiye’de ve Mersin şehrinin çehresini değiştirecek yatırımlar yapıldı. Bu sayede benzer bir şekilde üniversity at diye bir şey var. Üniversite oku Üniversite olimpiyatları kış olimpiyatları Erzurum’da yapılmıştı zannediyorum 2009 olması lazım, bütün Erzurum’un çehresi değişti ve şu an Erzurum kış turizminde Türkiye’nin en önemli merkezlerinden biri haline geldi.
Bu altyapı yatırımlarını işte Kosova içinde bu Akdeniz oyunları çok önemli bir altyapı yatırımı fırsatı. Hani bunu sadece stadyum, kapalı spor salonu gibi düşünmemek lazım onlar da var elbette ama gelenleri konaklayacağı, oteller bütün yollar her şey yenilenebilir ve burada Türkiye kosovayla. Iı ortak Türk firmaları kosovayla ortak hareket etmeye çok önem veriyor.
En başta zaten buranın havalimanında bir Türk firması işletiyor. Aynı zamanda önemli bir inşaat şirketi ama başka firmalar da var. Dolayısıyla bu konuda bir yol haritası üzerinde mutabık kalmak ekonomik ilişkilerdeki ikinci hedefimiz.
Yani serbest bölge ve Akdeniz oyunlarına birlikte hazırlanma siyasi ilişkilerdeki hedefimiz geçtiğimiz sene gene. Önemli bir adım atıldı. Sene sonuna doğru Ekim ayında Türkiye ile Kosova güvenlik işbirliği anlaşması imzaladı.
2 ülkenin içişleri bakanları Celal Sveçla ve ile bizim bakanımız Ali yerlikaya, güvenlik işbirliği anlaşması Kosova ile Türkiye’nin ee örgütlü suçlardan kara para aklamaya, terörle mücadele eden polis işbirliğine kadar pek çok alanda işbirliğini kurumsal düzeyde geliştirmesi için hukuki çerçeve oluşturmuş durumda. Şimdi bu sene Buna içerik kazandırmak istiyoruz. Bunun bazı emareleri de var mesela kosol polisinin talebi üzerine biz işte yasa dışı bahisle mücadeleden siber güvenliğe koruma polislerinin eğitimine kadar Türkiye’den polis teşkilatından pek çok görevli Uzm. gelip Kosova polisini eğitiyor. Kosova polis teşkilatı başkanı gazimet hoca zannediyorum yeni geldi Türkiye’den en son türkiye’deydi ama yani son 6 ay. İçinde 3 kere falan gitti.
Dolayısıyla bu alanda çok hızlı bir iletişim ve işbirliği gelişiyor işte bunu kurumsal hale getirmek, siyasi ilişkilerin güvenlik boyutunda önemli bir hedef, kültürel açıdan baktığımızda da. Bizim kültürel bağlarımız, hatlar arası bağlar çok gelişmiş durumda. Zaten siz Buna birinci elden tanıksınız ama bence tüm dünyada olduğu gibi Kosova’nın da kültürü biraz turizmle birlikte düşünmeye başlaması gerekiyor.
Kosova’da turizm bakanlığı yok turizmden sorumlu bir ajans da yok. Dolayısıyla bu çok büyük bir eksiklik. Şimdi siz her sene ciddi oranda diasporamızdan turist daha biliyorsunuz bir yerde tam bir turist olmasa da çok ciddi bir akıl oluyor buraya ama bu Türkiye’de bunu yetmişlerde seksenlerde yaşadı, pek çok Türk altmışlı yıllarda Almanya’ya göç etti.
Birinci, ikinci kuşakken bu aile bağları hala canlı olduğu için o ilişkiler devam ediyor ama üçüncü kuşaktan sonra artık oraya yerleşiyorlar. Bu doğal bir şey orada mesela Türkiye’deki Kosova sınırları düşünün bunlar artık 3 hatta dördüncü kuşak buraya kalpleri yürekleri burayla atıyor ama. Buraya herkes gelip gitmiyorlar.
Benzer bir durum olacak. Bunu değiştirmek için şu an gelen o kaynaklı ve bu tecrübeyle çünkü bunlar tabii evde yaptırıyor burada ama otelde de kalıyor işte bir hareketlilik oluyor ya turizmi geliştirmek için bir fırsat var bence Türkiye’nin de bu konuda tecrübesi var. Çünkü koson’un ciddi doğal güzellikleri var.
Yugoslavya döneminde değil mi kış olimpiyatları yapılmış? Bildiğim kadarıyla orada atıl bir kapasite var. Benim gördüğüm yerlerden prizren bana sorarsanız Türk turistler için adeta bir çekim merkezi olabilir üsküple birlikte işte onun dışında rugova dağları var yani bir sürü şey var bu kültürel etkileşim kısmına bir de turizm boyutu eklemek istiyoruz ve özellikle Türkiye’den Kosova’ya halen zaten pek çok turist geliyor, daha da fazla gelsin ve burada konaklasın istiyoruz çünkü burada değil makedonya’da konaklıyorlar, çünkü makedonya hükümeti.
Teşvik veriyor, turizm acentalarına aynı teşviki kosorar, verse priştirmek. Pek çok yeni otelde açılıyor burada konaklarlar. Çünkü zaten esas buraları geziyorlar, prizere gidiyorlar. Buradaki Sultan Murat türbesi’ne gidiyorlar işte burada konaklarlarsa o doğa turizmini açabilirsiniz, dolayısıyla bu da kültürel alandaki hedefimiz diyebilirim.
(Së pari prioriteti ynë për vitin 2025 është që këto marrëdhënie ekonomike t’i shndërrojmë në marrëdhënie të institucionalizuara. Vitin e kaluar ministrja e Tregtisë së Kosovës, znj. Rozeta Hajdari me 4 qershor vizitoi Turqinë dhe nënshkroi një marrëveshje me Ministrinë tonë të Tregtisë për themelimin e një Komiteti të përbashkët Ekonomik. Gjithashtu për herë të parë në historinë e marrëdhënieve Kosovë–Turqi, u mbajt Forumi Ekonomik Kosovë–Turqi në Stamboll me pjesëmarrjen e kryeministrit Albin Kurti dhe disa ministrave të tjerë.
Nga pala turke mori pjesë ministri i Tregtisë, z. Ömer Polat. Tani, këtë vit në bazë të këtij kuadri juridik që është krijuar synojmë të përcaktojmë bashkëpunime konkrete mbi të cilat të dyja palët do të bien dakord dhe të kalojmë në veprime konkrete. Një prej këtyre është krijimi i një zone të lirë ekonomike ose zone ekonomike speciale në Kosovë, në bashkëpunim ndërmjet qeverive të Kosovës dhe Turqisë.
Kjo zonë mund të jetë pranë Prishtinës apo diku tjetër por, qëllimi është të krijohet një zonë ku investitorët turq të kenë mundësi të investojnë, të prodhojnë dhe të eksportojnë. Ky është qëllimi ynë i dytë në aspektin ekonomik. Nga këndvështrimi i Kosovës mendoj se është shumë e rëndësishme edhe një çështje tjetër:
Kosova është zgjedhur për të organizuar Lojërat Mesdhetare në vitin 2030. Siç e dini, Kosova u zgjodh pas një votimi ku Turqia dha mbështetje shumë aktive. Për herë të parë në histori një shtet pa dalje në det do të organizojë Lojërat Mesdhetare. Shqipëria është partner në këtë projekt dhe do ta realizojë bashkë me Kosovën. Kjo është shumë e rëndësishme për Kosovën, sepse do të jetë ngjarja më e madhe ndërkombëtare pas shpalljes së pavarësisë dhe paraqet një mundësi të madhe për rritjen e njohjes ndërkombëtare të vendit.
Gjithashtu, aktivitete të tilla janë mundësi të shkëlqyera për përmirësimin e infrastrukturës së qyteteve apo shteteve që i organizojnë. Për shembull në vitin 2013 kur Lojërat Mesdhetare u mbajtën në Mersin të Turqisë, qyteti përfitoi shumë nga investimet. Po ashtu Lojërat Olimpike Dimërore u mbajtën në Erzurum në vitin 2009 dhe transformuan qytetin në një qendër kryesore të turizmit dimëror në Turqi.
Në këtë drejtim edhe për Kosovën Lojërat Mesdhetare paraqesin një mundësi të rëndësishme për investime në infrastrukturë. Këto nuk janë vetëm stadiume apo salla sportive, por përfshijnë edhe hotele, rrugë dhe akomodim për vizitorët. Një kompani turke veçse menaxhon tashmë aeroportin e Prishtinës dhe është një kompani ndërtimi mjaft e rëndësishme. Ka edhe kompani të tjera turke të interesuara. Për këtë arsye, synimi ynë i dytë në marrëdhëniet ekonomike është hartimi i një udhërrëfyesi për përgatitjet e përbashkëta për Lojërat Mesdhetare dhe krijimi i zonës së lirë ekonomike.
Në fushën e marrëdhënieve politike, një hap i rëndësishëm u hodh vitin e kaluar. Në tetor u nënshkrua marrëveshja për bashkëpunim në fushën e sigurisë ndërmjet ministrive të Punëve të Brendshme të Turqisë dhe Kosovës, përkatësisht z. Ali Yerlikaya dhe z. Xhelal Sveçla. Kjo marrëveshje krijon një kuadër ligjor për bashkëpunim të institucionalizuar në fusha si lufta kundër krimit të organizuar, pastrimit të parave, terrorizmit dhe bashkëpunimit policor.
Tani synimi është që kjo marrëveshje të mbushet me përmbajtje konkrete. Disa hapa janë ndërmarrë tashmë sipas kërkesës së Policisë së Kosovës, ekspertë nga Policia e Turqisë kanë ardhur për të ofruar trajnim në fusha si bastet e paligjshme, siguria kibernetike dhe mbrojtja. Drejtori i Policisë së Kosovës Gazmend Hoxha, ka vizituar Turqinë disa herë në gjashtëmujorin e fundit. Pra, po zhvillohet një bashkëpunim shumë intensiv në këtë drejtim dhe synimi ynë është ta institucionalizojmë këtë marrëdhënie edhe në aspektin e sigurisë.
Në aspektin kulturor, lidhjet tona kulturore janë shumë të zhvilluara. Ju jeni dëshmitare e drejtpërdrejtë i kësaj. Por, mendoj se kultura e Kosovës duhet të fillojë të lidhet më shumë me turizmin, ashtu siç ndodh në shumë vende të botës. Në Kosovë nuk ka Ministri të Turizmit, as një agjenci të posaçme për turizëm dhe kjo është një mangësi e madhe.
Çdo vit vijnë shumë turistë nga diaspora, të cilët ndonëse nuk janë turistë të zakonshëm, përbëjnë një burim të madh për zhvillimin e turizmit. Këtë e ka përjetuar edhe Turqia në vitet ’70 dhe ’80, kur shumë qytetarë turq kishin emigruar në Gjermani në vitet ’60 dhe kishin krijuar lidhje të forta familjare. Në gjeneratën e tretë dhe të katërt, ata vendosen përfundimisht në vendet ku kanë emigruar dhe nuk vijnë më aq shpesh. E njëjta gjë ka ndodhë edhe me diasporën kosovare në Turqi. Gurbetqarët që vijnë sot ndërtojnë shtëpi këtu, por qëndrojnë edhe në hotele, pra sjellin lëvizje ekonomike. Kosova ka potencial të madh për turizëm falë bukurive natyrore.
Dikur në kohën e Jugosllavisë janë mbajtur edhe Lojëra Olimpike Dimërore në këto rajone, pra Kosova ka një kapacitet të pashfrytëzuar. Prizreni, sipas mendimit tim mund të jetë një qendër atraktive për turistët turq, së bashku me Shkupin. Po ashtu janë edhe Bjeshkët e Rugovës dhe shumë vende të tjera. Ne duam të shtojmë edhe komponentën e turizmit në këtë ndërveprim kulturor.
Aktualisht shumë turistë turq vijnë në Kosovë, por nuk qëndrojnë këtu shumica qëndrojnë në Maqedoni, sepse qeveria maqedonase ofron subvencione për agjencitë turistike. Nëse edhe Kosova ofron të njëjtin stimulim ata do të qëndrojnë në Prishtinë. Këtu po hapen shumë hotele të reja. Vendet që vizitojnë këtu janë Prizreni, Tyrbja e Sulltan Muratit dhe vende të tjera përreth. Nëse qëndrojnë këtu atëherë mund të zhvillohet edhe turizmi natyror. Ky është edhe synimi ynë në fushën kulturore: të rritet turizmi dhe bashkëpunimi kulturor ndërmjet Kosovës dhe Turqisë.)
F.Bajraj: A parashihen nisma të reja për të thelluar bashkëpunimin në fushën politike ose diplomatike?
(Siyasi veya diplomatik alanda iş birliğini derinleştirmek için yeni girişimler öngörülüyor mu?)
S.Angılı: Siyasi ve diplomatik alanda işbirliğini zaten epey bir derinleştirmiş durumdayız. Belki Buna biraz daha bölgesel perspektif ekleyebiliriz.
Yani nasıl mesela? Belki ileride Türkiye Kosova, Arnavutluk siyasi işbirliği mekanizması kurulabilir, ben şahsen buradaki büyükelçi olarak İsterim böyle bir şey olsun. Çünkü Türkiye’nin mesela Bosna Hersek, hırvatistan, Türkiye üçlü iş birliği mekanizması var.
Balkanlarda başka coğrafyalarda kafkaslarda, mesela gürcistan, azerbaycan, Türkiye işte pek çok yerde bu üçlü dörtlü dışişleri bakanları düzeyinde. Hatta bazıları liderler düzeyinde mekanizmalar var. Bu ne fayda sağlıyor o bölgelerde tabii bunların hepsi Türkiye’nin yakın olduğu bölgeler çünkü Türkiye hem bir balkan ülkesi hem bir kafkas ülke sen bir orta Doğan bir Avrupa pek çok şapkası var.
Buralarda bizim için önemli. Birinci koşul dış politikada bölgesel sahiplenme dediğimiz şey güçlendirmek. Çünkü biz şuna inanıyoruz artık bu çağda kimsenin aklı kimseden üstün değil.
Her Devlet ister genç olsun, Kosova gibi ister çok yaşlı olsun. Kendi önceliklerini çıkarlarını belirleyip kendi yolunda ilerleyebiliyor. Şu anki dünya böyle bir dünya, bir başkasının diğerine ders vereceği şeyi geçti artık uluslararası sistem ama bunun barışçı biçimde olması lazım.
Türkiye’nin tek hedefi bunun bir çatışmaya yol açmadan olması yani çıkarlarda bir farklılık varsa. Bunun diyalog yoluyla çözülmesi işte bunda da o bölgedeki ülkeler bir araya gelebilirse o zaman diyalog yoluyla çözüm üretebiliyorlar. Ta Cumhuriyet döneminde Atatürk döneminde mesela Türkiye’de her zaman genç bir cumhuriyetken, yılbaşılar ve bir krallıkken, işte bulgaristan, Yunanistan varken ve bunlarla Türkiye Yunanistan’da, özellikle yeni savaşmışken, balkan.
Atlantı diye bir şey öneriyor. Mesela Atatürk dış politikası ve bu ülkeleri bir araya getirip. İkinci Dünya Savaşı’nın o kara bulutları yaklaşırken bunların kendilerini güvence altına almasını bölgesel bir diyalog mekanizması oluşturmalarını sağlamaya çalışıyor.
O dönemde bile şu an Türkiye çok daha güçlü kosova’da aslında daha güçlü bağımsızlığını ilan etti. Arnavutluk öyle Avrupa Birliği’ne girmeyi hedefliyor. Dolayısıyla hani ben bütün balkanlar için bir şey diyemem ama.
Arnavutlarla, Arnavutluk, kosova Türkiye’yi bir araya getirecek bir mekanizma kurulması. Bence bizim diplomatik siyasi ilişkilerimize önemli bir ııı vizyon Katar diye düşünüyorum.
(Në fushën politike dhe diplomatike tashmë kemi thelluar ndjeshëm bashkëpunimin. Mund të shtojmë një dimension shtesë nga një perspektivë rajonale.
Çfarë do të thotë kjo? Për shembull në të ardhmen mund të krijohet një mekanizëm trepalësh i bashkëpunimit politik ndërmjet Turqisë, Kosovës dhe Shqipërisë. Si ambasador këtu në Kosovë, unë personalisht do ta dëshiroja një iniciativë të tillë.
Turqia tashmë ka mekanizma të ngjashëm me Bosnjë e Hercegovinën dhe Kroacinë. Në Ballkan, në Kaukaz dhe në rajone të tjera ekzistojnë formate trepalëshe apo katërpalëshe në nivel ministrash të jashtëm, madje në disa raste edhe në nivel liderësh. Këta mekanizma sjellin përfitime të rëndësishme për vendet përkatëse.
Turqia është një vend ballkanik, kaukazian, i Lindjes së Mesme dhe evropian njëkohësisht pra mbart disa identitete rajonale. Në këtë kuptim për ne është me rëndësi të forcojmë atë që në politikën e jashtme e quajmë “pronësi rajonale”.
Besojmë se sot askush nuk ka epërsi mbi tjetrin në aspektin e vendimmarrjes. Çdo shtet qoftë i ri si Kosova apo me histori të gjatë mund të përcaktojë vetë prioritetet dhe interesat e veta dhe të ndjekë rrugën e vet. Kjo është natyra e rendit ndërkombëtar sot.
Ajo që është e rëndësishme, është që kjo të ndodhë në mënyrë paqësore. Nëse ka dallime në interesa ato duhet të zgjidhen përmes dialogut. Kur vendet e rajonit bashkëpunojnë, atëherë dialogu mund të japë zgjidhje.
Që në kohën e Atatürkut Turqia aso kohe një republikë e re propozoi krijimin e “Paktit të Ballkanit”, duke bashkuar vende si Greqia, Bullgaria dhe Jugosllavia për të ndërtuar një mekanizëm sigurie e dialogu në një kohë kur po afrohej Lufta e Dytë Botërore.
Sot, Turqia është shumë më e fuqishme. Kosova ka forcuar ndjeshëm pozicionin e saj si shtet i pavarur, ndërsa Shqipëria ka për synim anëtarësimin në Bashkimin Evropian.
Ndaj, pa folur në emër të të gjithë Ballkanit mendoj se krijimi i një mekanizmi trepalësh mes Shqipërisë, Kosovës dhe Turqisë do të ishte një hap me vizion të qartë për thellimin e bashkëpunimit tonë politik dhe diplomatik.)
F.Bajraj: A keni ndërmarrë ndonjë hap konkret në këtë drejtim, apo e keni menduar vetëm si një projekt?
(Peki, bu konuda herhangi bir hamle yaptınız mı, yoksa sadece bir proje olarak mı düşündüğünüz?)
S.Angılı: Yani bu konuda hayata geçirilmesi için bunun tabii mesela şu an kosova’da, seçim yeni bitti ama henüz meclis başkanı seçilemedi. Yani her ülkenin kendine göre şeyi var. Hani ben bu kosovada niye böyle oluyor diye demiyorum biraz şartların oluşması gerekiyor yani siz bir tonu atarsınız toprağa toprak koşulları, Yağmur sıcaklık falan uygunsa o meyve veya fide vermeye başlar ya onun gibi bence bu fikir zaten benim orijinal fikrim değil dedim size.
Hani hırvatistan boss dersek Türkiye arasında var bir mekanizma. Bu zaten bu ülkelerin kosovalı topluluk da dahil bence isteyebileceği bir şey, yani bu sadece zamanın zamanlamanın ne zaman alacağı ile ilgili bence ne kadar erken olursa o kadar iyi.
(Pra, për të realizuar këtë natyrisht që duhet që kushtet të jenë të përshtatshme. Për shembull, aktualisht në Kosovë sapo kanë përfunduar zgjedhjet, por ende nuk është zgjedhur kryetari i Kuvendit. Çdo vend ka rregullat dhe rrethanat e veta. Unë nuk po them pse ndodh kështu situata në Kosovë, por duhet që kushtet të krijohen. Sikurse kur mbjell një farë e toka, moti dhe temperatura janë të përshtatshme atëherë ajo farë fillon të rritet dhe të japë fryt. Kështu mendoj edhe për këtë ide që nuk është ide origjinale e imja. Vetëmse ekziston një mekanizëm mes Kroacisë, Bosnjës dhe Turqisë dhe mendoj se kjo është diçka që edhe komuniteti kosovar do ta dëshironte. Kjo është vetëm çështje e kohës dhe momentit se kur do të realizohet dhe sa më shpejt të ndodhë, aq më mirë.)
F.Bajraj: Turqia është aktive në fushën e arsimit dhe kulturës në Kosovë. A do të ketë projekte të reja në këto fusha?
(Türkiye, Kosova’da eğitim ve kültür alanında aktiftir. Bu yönde yeni projeleriniz olacak mı?)
S.Angılı: Biz şöyle iki tane projeyi bu sene hayata geçiriyoruz geçirdik sayılır. Uç tane şey söyleyeyim size. Birincisi şemsette sami fraşeli bu insan hem modern Türk milli kimliğinin hem de modern arnavut milli kimliğinin doğuşunda eşit derecede önemli bir entelektüel düşünür yazar edebiyatçı bunun örneği dünyada pek yok.
Yani 2 ayrı milletin kendi milli kimliklerinin oluşmasında etki sahibi olmuş ve aynı kişi benim bildiğim kadarıyla dünyada yok. Dolayısıyla bu türklerin de arnavutların da ortak bir değeri aynı zamanda prizel ligi ilk kez kosova’da yapıldığı için prizlerinde, frasier kardeşler abisi falan o ligin başka yardım istedi başkana hatırladığım kadarıyla böyle bir özelliği de var. Dolayısıyla biz bu şemsettin sami frasier ile ilgili olarak.
Kosova tarih grubu ve Türk tarih kurumu’nun işbirliğiyle bir seminer, bir panel yapmak istiyoruz. Belki bu sonrasında ortak bir yayına da dönüşebilir. Birinci yapmayış istediğimiz şey bu ikincisi bizim büyükelçi olarak desteğimizle, priştin üniversitesi’nin ee sizin de okuduğunuz şarkiyat.
Bölümü ve şarkiyat fakültesi şarkiyat, fakülte biyoloji fakültesi ve felsefe fakültesi ortaklaşı olarak orta oryantalist ve Türkiye araştırmaları merkezi kurdular. Yani kurma süreci tamamlanma aşamasında. Şimdi bu kurulduktan sonra bir büyükelçilik olarak biz de destekliyoruz bunu biz hani Türkiye’nin mesela dille ilgili pek çok şey yapılıyor.
Türkoloji var zaten sizin de okuduğunuz işte ortak tarihinizden bahsediyoruz şemseddi sami. Figürleri daha çok vurgulayabiliriz ama bir de modern zamanlar var, yani Türkiye’nin şu an balkanlardaki rolü, dünyadaki değişimler, Avrupa’daki değişimler, Türkiye’deki değişimler, balkanlara nasıl etki edecek? Balkan ülkelerinin kendi aralarındaki ilişkiler nereye evrilecek?
Bu modern konularda da Türkiye’nin Kosova’nın arnavutların sırbistan’ın etkileri ve rolleri var, bunları ele alacak siyaset bilimci sosyolog, uluslararası ilişkilerden gelen akademisyenlerin katılımıyla Bir etkinlik veya bir panel düzenlemek istiyoruz. Yani bizim ilişkilerimiz sadece tarihten ibaret değil, tarihi derinliği var ama asıl bugün de çok önemli. Kosova’nın, güvenliği açısından mesela Türkiye çok önemli kfot komutasını, Türkiye tekrar devralacak, Ekim ayında dolayı bu tip konuların tartışılacak bu merkezin böyle çalışmaların yapılabileceği bir yer haline getirmesi için uğraşıyoruz, bir üçüncü konuda.
Ben buraya geldikten sonra fark ettim. Kosova özellikle de pirizm kikosova’nın bence tarihi güzellikler açısından hakikaten incesi bir şehir. Sadece kosova’nın kültür başkenti değil aynı zamanda Avrupa’nın da kültür başkentliğini üstlenmesi gerekiyor yani Avrupa kültür başkenti diye bir kavram var. Belki biliyorsunuzdur. İstanbul 2010’da Avrupa kültürü başkenti olmuştu, Eren’de olmalı. Aynı zamanda bence Türk dünyasında kültür başkentliğini belli bir dönem üstlenebilir.
Biz bu iki’sini de destekliyoruz ve bu amaçla hem periştiler bünyesinde değil ama onun da desteğiyle. Özellikle türkoloji bölümünün Türk dünyası araştırmaları merkezi ya da ona benzer bir şey kurulmasını, Bu olursa ne olur? O zaman kosova’yı şu an hemen hemen Türkiye dışında tanıyan ülkenin olmadığı Türk dünyasında gerçi macaristan’da üye o teşkilatı utanıyor ama bu şeyi açılımına, Kosova’nın önemli bir fayda sağlar çünkü bu ülkeler eski sovyet coğrafyasında olmakla birlikte Sovyetler Birliği’nin dağın çok büyük bir kısmı eski soyut coğrafyasında.
Olmakla birlikte, Sovyetler Birliği de aldıktan sonra, özellikle de şu anda Türk devletleri teşkilatı çatısı altında aslında ortak ve bağımsız bir politika izlemeye çalışıyorlar ve bu burada Kosova balkanlar önemli bir faktör halini alabilir. Bu ülkeler açısından burada da işte bu pezrem ve kosova’nın aynı zamanda Türk dünyasında bir kültür merkezi olması bence Kosova’yla etkileşimi, Türk dünyasını geliştirmek açısından önemli. Bu bir tarafta da diğer taraftan Avrupa kültürü başkenti orada da Türkiye’nin bitmek bilmeyen bir Avrupa Birliği yolculuğu var.
1963 yılında Ankara anlaşması’yla başlayan ve bizim Avrupa Birliği’ne üyelik şeyimiz böyle çok engebelerle dolu ilişki çıkışlı olmakla birlikte, Avrupa Birliği üyelik süreci bakımından en geniş tecrübeye sahip ülke Türkiye çünkü. Yıllardır üye olmaya çalışıyor. Bir türlü üye olamadı.
Bütün balkan ülkeleri için ve Kosova için de bu tecrübe işte bu kültür başkenti olma veya başka alanlarda fayda sağlar diye düşünüyoruz. Yani sadece Türk dünyasında değil bir de bu Avrupa Birliği ayağıyla da kosova ile ilişkilerimizi geliştirebileceğimiz kansındayız.
(Ne po realizojmë dy projekte këtë vit madje mund të themi që i kemi realizuar. Do t’ju tregoj tre shembuj. Fillimisht lidhur me Shemsetin Sami Frasherin. Ky njeri ishte një intelektual, mendimtar, shkrimtar dhe poet i cili ka luajtur një rol të barabartë në lindjen e identitetit kombëtar modern turk dhe atij shqiptar. Nuk ka shumë shembuj të tillë në botë. Pra, një person që ka ndikuar në formimin e dy kombeve të ndryshme, dhe sa di unë nuk ka një të tillë tjetër në botë. Prandaj, ai është një vlerë e përbashkët për turqit dhe shqiptarët. Lidhja e Prizrenit u organizua për herë të parë në Kosovë
, dhe vëllezërit Frasheri dhe bashkëpunëtorët e tyre kanë një rol të rëndësishëm në këtë histori. Me këtë rast ne planifikojmë të organizojmë një seminar dhe një panel në bashkëpunim me Grupin e Historisë së Kosovës dhe Institutin Turk të Historisë. Mund të kthehet edhe në një botim të përbashkët më vonë. Ky është projekti i parë që duam të realizojmë.
Së dyti me mbështetjen time si ambasador Universiteti i Prishtinës, veçanërisht dega juaj e Orientalistikës së bashku me Fakultetin e Filologjisë dhe Fakultetin e Filozofisë kanë themeluar një Qendër për Studime të Lindjes së Mesme dhe Studime Turke. Procesi i themelimit është në fazën finale. Pas themelimit ambasada do të vazhdojë ta mbështesë këtë qendër. Në Turqi bëhen shumë punë lidhur me gjuhën dhe kulturën dhe ne mund të theksojmë më shumë figurat si Shemsedin Samiu në histori. Por, gjithashtu ka edhe çështje bashkëkohore si roli i Turqisë në Ballkan, ndryshimet globale, ato në Evropë dhe në Turqi dhe ndikimi i tyre në Ballkan. Po ashtu, dëshirojmë të organizojmë një panel me pjesëmarrjen e politologëve, sociologëve dhe akademikëve të marrëdhënieve ndërkombëtare për të diskutuar ndikimet dhe rolet e Turqisë, Kosovës, Shqipërisë në këto çështje.
Raportet tona nuk lidhen vetëm me historinë, por kanë një thellësi historike dhe janë shumë të rëndësishme edhe për situatën e tanishme. Për shembull, sa i përket sigurisë Turqia do të marrë përsëri komandën e Keyforum-it në tetor dhe ne po punojmë që kjo qendër të bëhet një vend ku mund të zhvillohen punime të tilla.
Së treti, pasi erdha këtu kuptova se Prizreni është një qytet me shumë bukuri historike dhe mendoj se ai nuk duhet të jetë vetëm kryeqyteti kulturor i Kosovës, por edhe kryeqyteti kulturor i Evropës. Ka një koncept të quajtur “Kryeqytet Kulturor i Evropës”. Ndoshta e dini që Stambolli ishte kryeqyteti kulturor i Evropës në vitin 2010 dhe mendoj se Prizreni duhet të marrë këtë titull. Gjithashtu, Prizreni mund të jetë edhe kryeqyteti kulturor i botës turke për një periudhë të caktuar.
Ne mbështesim të dyja këto iniciativa dhe për këtë edhe në bashkëpunim me departamentin e Turkologjisë dhe Qendrën për Studime të Botës Turke, po punojmë për themelimin e një qendre të ngjashme në Prizren. Nëse kjo realizohet do t’i sjellë Kosovës shumë përfitime, sepse për momentin Kosova është shumë pak e njohur jashtë Turqisë në botën turke. Kjo do të ndihmojë për t’u hapur dhe fuqizuar pozita e Kosovës në këtë rajon i cili përfshin shtete ish-sovjetike që janë pjesë e Organizatës së Shteteve Turke.
Në anën tjetër përvoja e gjatë e Turqisë në rrugën drejt Bashkimit Evropian, që nisi me Marrëveshjen e Ankarasë në vitin 1963 është shumë e vlefshme për të gjitha vendet e Ballkanit, përfshirë edhe Kosovën. Turqia ka një eksperiencë të madhe për procesin e anëtarësimit në BE, edhe pse ende nuk është anëtare. Ne besojmë se kjo përvojë do të sjellë përfitime për Kosovën si në kuadër të botës turke ashtu edhe në kuadër të Bashkimit Evropian dhe kështu do të fuqizojmë marrëdhëniet tona me Kosovën.)
F.Bajraj: A do ta vazhdojë Turqia mbështetjen për njohjen ndërkombëtare të Kosovës?
(Türkiye, Kosova’nın uluslararası tanınmasına desteğini sürdürecek misiniz?)
S.Angılı: Tabi sürecek yani bence kısa vadede kısa ve orta vadede bu açıdan en önemli konu Avrupa konseyi üyeliği Avrupa konseyi üyeliği konusunda geçtiğimiz yıllar poco, sey parlamenter meclisi üye olması gerektiğini Avrupa konseyi’nin karar organı bakanlar komitesi’ne teklif ettim. O kararın parlamenter mecliste alındığı zaman. Şilesiz bir şekilde Türkiye’deki bütün partilerden Kosova’nın üyeliği lehine oy kullanan sadece Türkiye vardı, sadece Türkiye bir de galiba şimdi şey olmasın estonya.
Yani birkaç ülke ile birlikte Türkiye’de vardı ama en kalabalık millet vekili grubu olan türkiye’ydi bütün partiler kosovalı. Üyeliği lehinde olur. Dolayısıyla bu konuda Türkiye’nin desteği mesela devam edecek.
Onun dışında NATO ile Kosova arasında ilişkilerin eee kurumsal bir hale dönüşmesi için Kosova tarafı bir irade ortaya koyabilirse, Türkiye bunu da destekleyecek bu alanlarda yani Türkiye’nin desteği devam edecek.
(Natyrisht ky proces do të vazhdojë. Sipas mendimit tim në afat të shkurtër çështja më e rëndësishme është anëtarësimi i Kosovës në Këshillin e Evropës. Vitet e kaluara Asambleja Parlamentare e Këshillit të Evropës ka rekomanduar që Kosova të bëhet anëtare dhe i ka propozuar këtë vendim Komitetit të Ministrave, i cili është organi vendimmarrës i Këshillit të Evropës. Kur u mor ai vendim në Asamblenë Parlamentare i vetmi vend që votoi pa asnjë hezitim dhe me përkrahje të të gjitha partive politike në favor të anëtarësimit të Kosovës ishte Turqia. Mund të ketë qenë edhe Estonia ndër ato pak vende, por vendi me numrin më të madh të deputetëve që e mbështeti ishte Turqia dhe të gjitha partitë votuan në favor të Kosovës.
Prandaj, mbështetja e Turqisë në këtë drejtim do të vazhdojë. Përveç kësaj, nëse pala kosovare shfaq vullnet për të zhvilluar marrëdhënie më të strukturuara me NATO-n, edhe në këtë drejtim Turqia do të ofrojë mbështetjen e saj. Në këto fusha mbështetja e Turqisë për Kosovën do të vazhdojë.)
F.Bajraj: Çfarë vlerësoni më shumë te qytetarët e Kosovës?
(Kosovalılarda en çok neyi takdir ediyorsunuz?)
S.Angılı: Kosovalıların en çok takdir ettiğim özelliği asla vazgeçmemeleri inatçı olabilir. Yani yani böyle inadın kör inat biçimi vardır. Yani etrafında gelişen bütün olaylara gözlerini kapayıp sırf bir inat uğruna her şeyi yakma hani pire için yorganı yakma sizde de var bizde de var o iyi bir inat biçimi değil ama bir yolda ilerlemek için zorluklar karşısında yılmama anlamındaki inat bence iyi bir şey bu inat olmasaydı mesela.
Kosova yugoslavya’nın parçalanma sürecinde önce özerkliğini, sonra bağımsızlığını elde edemezdi, bu inat olmasaydı kosova’da yani 2008’e kadar kosova hep başka ülkelerin sınırlar içerisinde yer almış değil mi? Ama aynı zamanda kosova kendi kimliğini korumuş bu inat olmasaydı mesela koruyamazdı kültürünü dolayısıyla yani her kavramın bir iyi. Bir kötü tarafı vardır.
Bence ben iyi tarafından bakarak bu inatçılığın kötü bir özellik olmadığını düşünüyorum.
(Ajo që vlerësoj më shumë te kosovarët është se nuk dorëzohen kurrë, mund të thuhet se janë këmbëngulës. Natyrisht ka edhe një formë kokëfortësie të verbër që njeriu i mbyll sytë ndaj gjithçkaje që ndodh përreth dhe vetëm për inat është gati të djegë gjithçka, siç thuhet të djegësh diçka të madhë për diçka të kotë. Kjo ndodh edhe tek ju edhe tek ne. Por, ky nuk është një lloj i mirë këmbënguljeje.
Ndërsa kur bëhet fjalë për të mos u dorëzuar përballë vështirësive për të ecur përpara në një rrugë të caktuar kjo është diçka e mirë. Po të mos ishte kjo këmbëngulje, Kosova nuk do të kishte arritur më parë autonominë dhe më pas pavarësinë gjatë shpërbërjes së Jugosllavisë. Po të mos ishte kjo këmbëngulje Kosova që deri në vitin 2008 ka qenë gjithmonë brenda kufijve të shteteve të tjera nuk do të kishte mundur ta ruante identitetin e vet. Por, ajo e ka ruajtur kulturën dhe identitetin e saj pikërisht për shkak të kësaj këmbënguljeje.
Çdo koncept ka një anë të mirë dhe një anë të keqe. Unë mendoj se kjo këmbëngulje kur shikohet nga ana e mirë nuk është aspak një tipar i keq.)
